İsmailağa Vakfı

İSMAİLAĞACÂMİİ İLİM VE HİZMET VAKFI

İsmailağa Câmii İlim Ve Hizmet Vakfı, yaptığı hizmetlerine yenilerini ekleyerek yoluna devam etmektedir. Vakfımız, yapmış olduğu hizmetlerle ihtiyaç sahiplerine sığınak, gariplere barınak, yetim ve öksüzlere sıcak bir kucak olmuştur. Kurduğu müesseselerle hem yaralı gönüllere merhem, hem de memleketimiz için sayısız birçok hayra vesile olmuştur. Vakfımız âdeta hayrın ve bereketin merkezi haline gelmiştir.

Vakfımız, sadece bu hizmetlerle de yetinmeyip; “Fetva Heyeti”, “Emri Bi’l Ma’ruf Heyeti”, “İsmailağa Telif Heyeti”, “İsmailağa Aşevi”, “Kütüphane”, “İhtisas Medreseleri” gibi daha birçok yeni hizmetler vermeye başlamıştır.
VAKFIMIZIN AMAÇ ve GAYESİ

Vakfımız vermiş olduğu bu hizmetlerle amaçladığı şey; Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in

“خَيْرُ النَّاسِ مَنْ يَنْفَعُ النَّاسَ”

“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”(Buhârî, Mağâzî, 35) hadîs-i şerîfinin sırrına mazhar olabilmektir.

Hem tasavvuf hem de ilmî yönü birleştirerek yapılması pek güç bir niteliğe sahibiz. Özellikle Şeriatı daha iyi yaşayabilmek adına Tarikatı âdeta bir anahtar mesabesinde gören bir bakış açısına sahip camiamız;Şeriat bir hazine, Tarikat ise o hazinenin anahtarı” düsturunu esas alarak herkesin şeriatı daha iyi yaşayabilmesini amaçlamaktadır.

Gâyemiz; İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî (KuddiseSirruhû) nun buyurduğu gibi “Ebedi kurtuluşa erişmek için üç şeyin elde edilmesi insan için kaçınılmazdır. Bu üç şey ilim, amel ve ihlâstır.” gerçeğini anlayıp anlatmak, yaşayıp yaşatmaya sebep olmaktır.

Üstâdımız Mahmut Efendi (KuddiseSirruhû) bal tadında sohbetlerinde defalarca dile getirdiği ve içinde bulunduğumuz bu hazin durumun sebebi İslamî ilimlerden uzaklaşma olduğu gerçeğinden hareketle Türkiye’nin her beldesinde ve tüm dünya ülkelerinde medreseler kurmayı ve hocalar yetiştirmeyi en büyük gaye edinmiştir. Onun bu gaye hususundaki himmeti o kadar yükseklere ulaşmıştır ki, mübarek lisanından bu hususta dökülen sözler idrakleri hayrete düşürmüştür. Zât-ı âlilerinin şu sözleri bu manaya şahittir:

“Yeryüzündeki kum taneleri adedince Hocaya ihtiyaç var!”

“Her mahalleye bir erkek, bir de kız medresesi açılsın! Yediden yetmişe herkes dinini bu medreselerde öğrensin!”

Vakıf olarak, emir telakki ettiğimiz sevgili mürşidimizin bu sözlerini yerine getirmeye muvaffak olmak için gece gündüz sa’y-u gayret  göstermekteyiz.
VAKFIMIZIN HEDEFLERİ:

Bugün de olduğu gibi Şeriatı ve tarikatı muhafaza etmek. İslami ilimler ışığında değerlerimizi ileriye taşıyacak, her düzeyde, zâhirî ve bâtınî ilimle donatılmış, Şeriatı ve Tarikatı muhafaza eden, değerlere saygılı, nitelikli bireylerin yetişmesini sağlamaktır.

Cehaletin yaygınlaştığı, manevî ve ahlâkî değerlerin yitirildiği günümüzde yeniden bu değerleri canlandırmak hedeflerimizin başında gelmektedir.

Hâlihazırda devam eden tüm ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar, medrese ve tekke kültürü ve diğer tüm yurtiçi ve yurtdışı faaliyet ve hizmetlerimizi Rabbimizin yardımıyla şu anki olduğu durumdan daha da iyi bir hale getirmeyi hedeflemekteyiz.

Tebliğe, İlme ve Tasavvufa verdiğimiz önemi gelecek asırlarda da devam ettirmeye muvaffak olmak ve bu değerlerimizden taviz vermeden bu dava şuurunu sonuna kadar sürdürmek, hedeflerimizin en temel unsurlarındandır.

Camiamızın hedef edindiği en büyük esaslardan bir tanesi de “Tekke Geleneği ve Nakşîbendî’lik Usûlünü” devam ettirmesi ve bu emaneti, gelecek nesillere miras bırakmasıdır.

Ayrıca günümüzde Nakşibendîliği ihyâ eden bu güzide camia, halen bu yüce yolun usûl ve esaslarını şeriata muvafık olarak ilk günkü yaşayıp yaşatmaya, Resûlü Ekrem Efendimizin Gâr-ı Hira’da kalbini, Sıddîk-ı Ekber’in kalbine aksettirerek tâlim buyurduğu “Tarikat İlmini” gönülden gönüle ve kalbin kalbe hitabıyla aktarmaya çalışmaktadır.

Camimizin Tarihçesi

İSMAİLAĞA CAMİİ MİMARİ YAPISI

Çarşamba, Manyasîzâde Caddesinde bulunan İsmail Ağa Camii, H.1136/M.1723 tarihinde Rumeli Kadılarından Alâiyeli İbrahim Efendi’nin oğlu Şeyh’ül-islam İsmail Efendi tarafından kendi adına ve kendi evi yerine fevkani olarak yaptırılmıştır.

Camii, kâgir ve kubbelidir. Ana kubbenin iki yanında üçer küçük kubbe daha vardır. En, boy ve yükseklik bakımından Beyti Şerif’in ölçüleri alınarak, ona göre yapılmıştır. Fevkani olduğundan merdivenle çıkılmaktadır. 1948 yılında İstanbul’da meydana gelen büyük depremlerden birinde harap olmuş ve minaresi de yıkılmıştır.

HARAP ve METRÛK OLDUĞU DÖNEMLER

1922 senesine kadar faaliyette olan camii ve medreseden nice âlimler ve sâlihler yetişmiştir. Osmanlı’nın yıkılışı tekke ve medreselerin kapatılmasıyla İsmail Ağa Camii ve medresesi metrûk ve bakımsız bir halde kalmış hatta ahır olarak kullanıldığı rivayet edilmiştir. Yıl 1952 İslâmî değerlerimizin sekteye uğradığı bu dönemde İstanbul’un Fatih Çarşamba semtinde bulunan İsmail Ağa camide harap ve metrûk haldeydi.

MÂNEVÎ İŞARET İLE CÂMİNİN TAMİR EDİLİŞİ

Efendi hazretlerinin şeyhi Hacı Ali Haydar Efendi (KuddiseSirruhû) hazretlerinin büyük oğlu Şerif Ağabey bir rüya görür. Gördüğü rüyada Camii Şerifin bânisi İsmail Efendi’nin kabrinin bulunduğu kabristanlıktan bir kol uzanır ve İsmail Ağa camini göstererek

“Ne Durursuz! Bu Câmiyi Niçin Tamir Etmezsüz?” der.

Rüya Ali Haydar Efendi hazretlerine anlatılınca kendisi caminin tamir edilmesini emir buyurdu. Cennet mekân Abdülhamid Hân tarafından kendisine hediye edilen altınları da caminin tamiri için infak etti. Askerliğini yeni bitirmiş olan Mahmut Efendi hazretleri, Ali Haydar Efendinin emriyle Câmii Şerifte imamlığa başladı.

Camimizin Banisi

ŞEYHÜLİSLAM EBÛ İSHAK İSMAİL EFENDİ

(Ö. 1137/1724)

1645’te İstanbul Çarşamba’da doğdu. Birçok şeyhülislâm, kazasker, kadı, müderris, âlim ve şair yetiştiren bir aileye mensuptur. Babası Alâiye’den (Alanya) İstanbul’a gelip medrese tahsilinden sonra müderrislik ve kadılıklarda bulunan, 1657’de Kahire kadı nâibliği yapan Kara İbrahim Efendi’dir.

Tahsilini tamamladıktan sonra Kazasker Kara Kadri Efendi’den mülâzım oldu; ardından İstanbul’un çeşitli medreselerinde müderris­lik yaptı. 1662’de Cafer Paşa Medresesi’ne, buradan 1673’te Yûsuf Paşa, 1678’te de Abdul­lah Ağa medreselerine tayin edildi. Mü­derrisliği sırasında mektupçuluk, tezkirecilik ve kassâmlık görevlerinde de bu­lundu. 1676’da Şah Hûban Medresesi’ne geçti, ora­dan da 1678’de İmâdzâde es-Seyyid Mehmed Ebüs-suûd Efendi’nin yerine Beşiktaş’ta Sinan Paşa Medresesi’ne getirildi.

1681’de mûsıle-i Sahn derecesiyle yine Beşiktaş’taki Hayreddin Paşa Medresesi mü­derrisliğine yükseltildi. 1683’te Sahn-ı Semân medreselerinin birine müderris olduktan sonra kendisine ibtidâ-i altmışlı derecesi lâyık görülerek önce Kılıç Ali Paşa Medresesi’ne, dört yıl sonra da mûsıle-i Süleymâniyye rütbesiyle Mahmud Paşa Medresesi’ne tayin edildi. Aynı derece ile 1689’da Eyüp’teki İsmihan Sultan ve EbûEyyûb el-Ensârî Medresesi’nde bu görevine devam etti. Bir yıl sonra hâmis-i Süleymâniyye derecesiyle Galata Medresesi müderrisi, 1691’de ise müderrisliğin en yüksek derecesi olan Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliğine yükselerek reîsü’l-müderrisin oldu.

1692’de kadılık mesleğine geçen İs­mail Efendi önce Halep’e gitti; burada­ki görevinden sonra 1698’de Mekke-i Mükerreme pâyesiyle taltif edildi; ardın­dan Kahire, 1706’da da Mekke kadılığı görevine getirildi. Ertesi yıl kendisine Edirne payesi, Bolu ve Edincik kadılıkları ihsan edilerek İstanbul’a döndü; 1708′de İstanbul kadısı oldu. 1710’da Anado­lu payesini elde eden İsmail Efendi bir yıl sonra Anadolu kazaskerliği.

Ocak 1712’de de Rumeli kazaskerliği görev­lerine getirildi. Aynı yıl azledilerek üç yıl sonra tekrar Rumeli kazaskeri oldu. 1716’da selefi Menteşzâde Abdürrahim Efendi’nin azliyle boşalan şeyhülislâmlığa tayin edildi. Yaklaşık bir buçuk yıl şeyhülislâmlık makamında kalan İsmail Efendi’nin azil ve tayin işlerine karışması gibi sebepler gözden düşmesine yol açtı; 1718’de şeyhülislâmlıktan azledilip Sinop’a sürüldü. Üç yıl sonra affedilerek İstanbul’a döndü ve Bebek ile Rumelihisarı arasındaki yalısında oturmasına izin verildi. Burada vaktini ilim ve ibadetle geçiren İsmail Efendi 1723’te hastalandı ve 28 Zilkade 1137/1724 tarihinde vefat etti. Ertesi günü, İstanbul-Çarşamba’da inşası bir yıl önce tamamlanan kendi yaptırdığı caminin hazîresine defnedildi.

İsmail Efendi’nin, şeyhülislâmlıktan azledildiği sırada yaptırdığı ve bugün de kendi adıyla anılan bu cami Kâbe’nin ölçülerine göre inşa edilmiştir. Mescidin kapısı üstünde oğlu Ebûishakzâde Mehmed Esad Efendi’nin bir tarih manzu­mesi bulunmaktadır. Caminin batısındaki medrese ile doğusundaki dârülhadis oğlu Esad Efendi tarafından yaptırılmıştır. İsmail Efendi bu camiyi inşa ettirirken doğduğu hücrenin yerini kendisine mezar olarak seçmişti. Oğulları olan Şeyhülislâm İshak, Şeyhülislâm Mehmed Esad, Lütfullah, Şeyh Mehmed ve Mesud efendilerin mezarları da buradadır.

Kaynaklar İsmail Efendi’nin ilim ve fazilet sahibi, güler yüzlü, hoşsohbet bir kimse olduğunu; hak ve hukuka düşkün, dalkavukluktan uzak bir şahsiyete sahip bulunduğunu kaydederler. Naîm mahlasıyla şiirleri de bulunan İsmail Efendi’nin bazı önemli ve nâdir meseleleri izah eden bir mecmua bıraktığı kaydedilmektedir.

VAKFIMIZIN YAPMAKTA OLDUĞU HİZMETLER

Fetva Heyeti

Fıkıh alanında mütehassıs hocalarla hizmet vermeye devam eden Fetva Heyetimiz; sadece aralıkayı içerisinde 13.00 ile 17.00 saatleri arasında fetva hattına bağlanan tam 7000 kişinin sorusunu cevaplandırarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Fetva vermenin mesuliyetini bilen hocalarımız gün içerisinde yüzlerce soruya cevap vererek halkımızı fıkhî olarak aydınlatmaktadırlar.

0850 811 7777 numaralı telefon ile bağlanabileceğiniz fetva hattımız, fıkhî güncel meselelerin yanı sıra her türlü ilmî sorularınızı da cevaplamaktadır. Uzman bir kadroya sahip fetva heyetimiz sizlere daha iyi hizmet vermek adına çalışmalarını daha da ileriye taşıyarak müşkül meselelerin çözümü için ilmî araştırmalar yapıp meseleleri sonuçlandırmayı da ihmal etmemektedirler.

Fetva vermenin İslam’daki üstün yeri:

Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

“وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاءِۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْتيكُمْ فيهِنَّۙ”

“Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.”(Nisa Sûresi, 127)

Başka bir ayeti kerimede:

“يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْتيكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ”

“Senden fetva sorarlar. Deki:“kelâle” hakkında Allah size fetva veriyor.” (NisaSuresi,176)

Fetva vermenin üstünlüğünü bilmek için Allâh-u Te‘âlâ’nın farklı âyet-i kerîmelerde fetvayı kendisine isnad/nispet etmesi yeterlidir.

Emri Bi’lMa’ruf Birimi

Hacı Ali Haydar Efendi(KuddiseSirruhû)ya ait olan:“Din-i Mübin-i İslâm’ın devam ve bekası, emri bil maruf, nehyi anilmünkere, inkırazı (yok olması) ise emri bil maruf, nehyi anilmünkeri terk etmeğe bağlıdır”.Sözlerini âdeta yol gösteren bir kılavuz kabul edip bu minvalde çalışmalarımızı sürdürmeyi ulvî bir amaç ve gaye kabul etmekteyiz.

Hâlihazırda sahasında uzman 20 hoca efendi ile Türkiye’nin özellikle Anadolu’nun birçok yerlerine gerçekleştirdiğimiz Emri Bi’l Maruf seferlerimiz ile kendisine bir ayet veya bir hadis bile ulaşmamış bir tek kimse kalmamasını hedeflemekteyiz.

Vakıf olarak kurmuş olduğumuz Emri Bi’l Maruf Birimi ile amacımız; Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in:“Bir ayet dahi olsa benden (işittiklerinizi) başkalarına ulaştırın”hadîs-i şerîfini büyük bir esas kabul ederek Din-i Mübin-i İslâmı her tarafa yaymaya, ulaştırmayaçalışmaktır.

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿١٠٤﴾

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”Âl-i İmrânSûresi, 104

Telif Heyeti

Kitap telif etmek hususunda büyük kabiliyete sahip kadromuzla günümüz meselelerine ışık tutacak ilmî kitaplar kaleme alarak, bazen de Arapça eserlerden tercüme ederek siz değerli kardeşlerimize bu sahada da hizmet vermeye devam etmekteyiz.

Telif heyeti olarak yaptığımız çalışmaları şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  1. Heyetimiz evvela yazlık talebeler için “Temel Dini Bilgiler”isimli eseri tahkik edip, yeniden basıma hazırlamıştır. 2014 yazı için tekrar hazırlanıp basılmıştır.
  1. ÜstâdımızHacı Ali Haydar Efendi(KuddiseSirruhû)Hazretlerine ait olan sakal hakkındaki tembihleri, kaynakları tespit edilerek hazırlanmıştır.
  1. “Kabir Ziyareti Ahkâm ve Âdâbı”ile alâkalı eserimiz hazırlanmış ve basılmıştır.
  1. “Tasavvufun Menşei ve İmâm-ı ÂzamEbûHanife”nin tasavvuftaki mevkii ile alakalı bir risale basılmıştır.
  1. Küfür ve ehli küfürle irtibatın sınırı ve tekfir meselesini hall-ü fasl eden Nuh el-Konevî’nin “el-Fevâidü’l-Mühimme fî Beyânİştirâti’t-Teberrî fî İslâmiEhli’z-Zimme” isimli eseri mahtutalardan tahkik edilmiş, mevcut alıntıların tamamı asıl kaynaklarından tespit edilerek ve gösterilerek tercüme edilmiştir. Baskıya hazırdır.
  1. Nuh el-Konevi’nin“el-Lüma’ fî Ahiri’z-Zühri’l-Cuma’” isimli eseri, İmam Makdisî’nin “Nuru’ş-Şuma’ fî Beyâni-Zuhri’l-Cum’a”adlı eseri ve Abdülhâdî es-Sindî’nin risalesinden konu ile ilgili bölümü tercüme edilmiş ve üç risale beraberce yayına hazırlanmıştır. Baskıya hazırdır.
  1. Müteşabihat ve tevil hususunu ele alan İmam-ı Gazali’nin “İlcâmü’l-Avam an İlmi’l-Kelam” isimli eseri tercüme edilmiştir. Baskıya hazırdır.
  1. İmâm-ı RabbânîMüceddid-i Elf-i Sânî Ahmed el-Fârûkî (KuddiseSirruhû)nun Rafizilere reddiye kitabı tercüme edilmiştir. Son kontrolü yapılmaktadır.
  1. Muhammed Pârisa (KuddiseSirruhû)nun “el-Fusûlu Sitte” isimli eseri 10’a yakın mahtutadan dizilmiş ve tahkik edilmiştir. Tercüme edilmesi planlanmaktadır.

Bu çalışmaların dışında ayrıca;

Silsilemizdeki meşâyıhımızın kitap ve eserlerinin ihya ve tercümeleri gibi çalışmalarımız en kısa zamanda hayata geçecektir.

“أَعَزُّ مَكانٍ في الدُنْيا سَرجُ سابِحٍ

وخَيرُ جَليسٍ في الزَمانِ كتـــــابُ”

أبو الطيب المتنبي

“Dünyada en güzel yer rahvan atın sırtı;

Zaman içinde en hayırlı dost ise kitaptır.”

(Ebu’ṭ-Ṭayyib el-Mutenebbî)

İsmailağa Kütüphanesi

Uzun zamandır hizmette olan kütüphanemizdeki binlerce Arapça ve Türkçe eserlerden istifade edildiği gibi, isteyen herkese kütüphanemizde mütehassıs hocalar gözetiminde ücretsiz olarak; Kur’an-ı Kerim, Tâlim, Tecvid, Arapça, Fıkıh, Hadis, Tefsir, Akaid, Pratik Arapça ve Hüsn-ü Hat dersleri verilmektedir.

Merkezdeki İlmî Hizmetlerimiz

İsmail AğaTekâmül Medreseleri

Tekâmül Medreselerimizde kıraat, sarf, nahiv, belâğat, akaid, tefsir, hadîs, fıkıh ve usûl gibi İslami ilimleri tahsil eden hocalarımızı yurtiçinde ve yurtdışında vazifelendirerek bu sayede dinî ilimlerin ulaşmadığı bir yer kalmamasını sağladık.

İsmail Ağa İhtisâs Medreseleri

Kültür merkezi bünyesinde tekâmül medreselerini bitiren genç hocalardan ilme hevesli ve kabiliyetli olanlar ihtisas medreselerine girmeye hak kazanmaktadırlar. Vakıf olarak, bu medreselerde geleceğin fukahâ, müfessir ve muhaddisleri yetişmesine vesile olarak yetim kalan islamî ilimleri ihyâ etme yolunda bulunmaktayız.

İsmail Ağa Yabancılar Medresesi

Herkes tarafından malum olduğu üzere dünyada ve özellikle İslam coğrafyasında meydana gelen karışıklıklar birtakım göçleri beraberinde getirmiştir. Ülkemiz, gerek ilmî ve gerekse ahlâkî açıdan bu kardeşlerimize daha uygun olduğu ve daha huzurlu bir ortam sağladığı için diğer ülkelere nazaran daha fazla göç almıştır. Aralarında İslâmî ilimleri talep eden kardeşlerimizin de bulunması bizleri bu noktada yeni çalışmalar başlatmaya sevk etmiştir.

Durum böyle olunca bu isteklere cevap vermek adına İsmail Ağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı olarak, “İsmail Ağa Yabancılar Medresesi”adı altındahizmet veren kültür merkezleri kurduk. Medresemiz şuanda; 10 ülkeden 42 talebeye sahip olmakla beraber diğer medreselerimize bir ön hazırlık niteliğindedir.

Medresemizde şuan; Kur’an-ı Kerîm ezberleyen talebelerimiz için 2 adet dersliğimiz mevcuttur.Ayrıca hazırlık talebeleri ve Arapça okuyanlar için 2 adet dersliğimiz bulunmaktadır.

Hafızlık sınıflarımız da; Türk Kurra Hafız olan eğitmenler tarafından “Türk Usulü” ve Arap Kurra Hafız olan eğitmenler tarafından ise “Arap Usulü” hafızlık eğitimi verilmektedir.

Arapça sınıfımızda, Sarf ve Nahiv ilmi olarak;“Emsile, Bina, Maksud, Avamil ve İzhar” dersleri verilmektedir.

Şer’î ve diğer ilimlerde ise; “Talim’ülMüteallim, Nûru’l İzâh, Siyer-i Nebi ve Mektûbât-ı Rabbânî” kitapları okutulmaktadır.

Ayrıca medresemizdeki bütüntalebe-i ulûmaalanında mütehassıs hocalar tarafından ortak ders olarak; “Mektûbât-ı Rabbânî, Türkçe Lisan, Siyer-i Nebi ve Fıkhu’l Mukaren, (Karşılaştırmalı fıkıh)” okutulmaktadır.

Arapça sınıfını bitiren talebeler, daha sonra vakfımıza ait medreselerde türk talebeler ile beraber ilmî tahsiline devam etmektedirler.

” اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلا مُتَقَبَّلا “

“Ey Allah’ım! Senden faydalı ilim, helâl rızık ve makbul (kabul olunan) amel isterim.”
İbniMâce, Nesâî

Aşevi

Vakfımız tarafından kurulan aş evimizde her gün kıymetli misafir, talebe ve ihtiyaç sahiplerini en güzel şekilde ağırlamaktayız. Rabbimize şükürler olsun ki; bu aşevimizde her gün 1000 kişiye, kandil gecelerinde ve Ramazan-ı şerif aylarında ise 2500 kişiye yemek ikramında bulunuyoruz. Ayrıca her pazar sabahı sohbet sonrasında 4000 kişilik sıcak tekke çorbası ikram etmekteyiz.

” أَطْعِمُوا الطَّعَامَ ، وَأَفْشُوا السَّلامَ ، وَصِلُوا الأَرْحَامَ ، وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ ، تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِسَلامٍ “

“Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, sıla-i rahim yapın, insanlar uyurken gece namazı kılın, selametle cennete girersiniz.”İbniMâce

Kurbân

Kurban bayramı dışında yılın her günü Akika, Adakve Şükür kurbanlarınız vekâlet yoluyla kesilerek, etleriniz mevcut olan aşevimizde yemeklere katılarak misafir, talebe ve ihtiyaç sahiplerine özenle ikram edilmektedir. Bize duyduğunuz güvenden dolayı şükranlarımızı sunarız.

Cenaze Hizmetleri

Cemiyeti teşkil eden fertler üzerinde bir takım görevler bulunmaktadır. Bunların bir kısmını şöyle sıralayabiliriz: Hasta ziyaretinde bulunmak, bir Müslüman’ın cenazesinde hazır olup dini vazifelerini yerine getirmek, davet eden kimsenin cemiyetine katılmak, zulme uğramış kimseye yardımcı olmak, Müslümanlarla selamlaşmak, düşkünlere yardım etmek gibi…

Bundan hareketle vefat eden kardeşlerimizin cenaze namazlarına katılıp, kelime-i tevhid ve Kur’ân-ı Kerîm hatmi okutuyoruz. Edilen talep doğrultusunda; cenaze evine ve kabristana sohbet etmek, Yasin-i Şerif okumak ve telkin duası yapmak için kıymetli hoca efendileri gönderiyoruz.

Bu hususta Ebû Hureyre (RadıyallâhuAnh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

عن أَبي هُريرةَ رضيَ اللَّهُ عنه قال : قال رسول اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم :

« مَنْ شَهِدَ الجنَازَةَ حَتَّى يُصَلَّي عَلَيها فَلَهُ قِيرَاطٌ ، وَمَنْ شَهدَهَا حَتَّى تُدْفَنَ فَلَهُ قِيراطَانِ » قيلَ وما القيراطَانِ ؟ قال: « مِثْلُ الجَبلَيْنِ العَظِيمَيْنِ » متفقٌ عليه.

Kim bir cenazede, cenaze namazı kılınıncaya kadar bulunursa, bir kîrat,  gömülünceye kadar kalırsa, iki kîrat sevap alır”.

– İki kîrat ne kadardır? Diye sordular. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem);

– “İki büyük dağ kadar!” cevabını verdi. (Buhârî, Cenâiz 59; Müslim, Cenâiz 52, 53)

Hasta Ziyaretleri

Hasta ve yaşlı olan kimseleri ziyaret edip gönüllerini almaya çalışıyoruz. Fakir olan kimselere az da olsa maddi yardım edilmektedir.

Hasta kimseleri ziyaret etmek ve cenazeye katılmak hakkında Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ:

“عُودُوا الْمَرِيضَ ، وَاتْبَعُوا الْجَنَائِزَ تُذَكِّرْكُمُ الآخِرَةَ.”

“Hastaya geçmiş olsun ziyaretine gidiniz. Cenazenin peşinde kabre kadar gidiniz. Bunlar size ahireti hatırlatır.” EbûYa‘lâ, el-Müsned, no:1104